Omurga Tümörü Belirtileri Ve Tedavisi

Omurga tümörü ile günümüzde en sık olarak vücudun başka bölgesinde oluşan kanser hastalıkları nedeniyle karşılaşılmaktadır. Bedeni taşıyan, ayakta tutan ve esnek şekilde hareket etmesini sağlayan omurgada birçok farklı hastalık söz konusu olmaktadır. Omurga ve omurilik tümörlerinin en sık görülen 2 belirtisi bulunmaktadır. En çok görülen bulgu; tümörün omurgada yerleştiği bölgeye göre meydana gelen ağrılardır. Diğer belirti ise; omurilik basılarına bağlı fonksiyon kayıpları olmaktadır. Hastalar omurilik basılarını bir veya birden çok uzuvda güçsüzlük ya da his kaybı şeklinde hissetmektedir. Omurilik basıları ise idrar gaita kontrolünde bozulmaya, cinsel fonksiyonların etkilenmesine ve yürüme kaybına yol açmaktadır.

Omurga tümörlerinin en sık karşılaşılan sebebi

Omurga tümörlerinin günümüzde en sık rastlanan sebebi vücudun başka bölgesinde oluşan kanserdir. Kanser hastalarının yaklaşık %40’ında omurga metastaz oluştuğu da yapılan çalışmalarda ortaya konulmuştur. Omurga tümörlerinin ikinci sık karşılaşılan sebebi ise omurganın ve omuriliğin kendisinde oluşan tümörlerdir. Bu tümörlere ise bazen diğer genetik hastalıklar sebep olmaktadır. Ancak bunlar genelde nedeni bilinmeyen tümör türleridir.

Omurga tümörleri tedavi edilmediğinde felç oluşur

Omurga tümörleri bedeni ayakta tutma ve başın ağırlığını taşıma gibi temel işlevlerinde bozukluğa yol açabilmektedir. Boyun omurgasına yerleşen bir tümör özellikle kötü huylu tümör ise, kemiklerde kırılmalara ve boyun kemiğinin öne doğru eğilmesine neden olabileceği gibi, bel kemiklerinde ya da sırt kemiklerinde oluşan tümör de bu bölge kemiklerinde çökmelere, taşıyıcı ana unsurların yer değiştirmesine ve kemiklerin birbiri üzerine kaymasına, ayrıca vücut duruşunun bozulmasına yol açmaktadır. İkinci ciddi sorun ise omurilik ve sinir dokularında baskı oluşmasıdır. Birçok vakada omurgada çökme olsun veya olmasın omurilikte ve sinir dokusunda baskı sebebiyle uzuvlarda ya da bazı organ fonksiyonlarında kayıplara neden olmaktadır. Bu kayıpların tedavi edilmesi aciliyet gerektirir. Hastanın tedaviyi reddettiği hallerde veya tanı konulmasının geciktiği durumlarda çoğunlukla söz konusu kısmi felç de kalıcı hale gelmektedir.

Kötü huylu ve iyi huylu tümörlerin gelişimi ile tedavi yöntemleri farklıdır

Cerrahi yöntemler haricindeki uygulamalarda kötü huylu ve iyi huylu tümörler için farklı tedavi yöntemleri bulunmaktadır. İyi huylu tümörler oldukça yavaş büyüyen ve son aşamaya kadar bulgu göstermeyen kitlelerdir. İyi huylu tümörler omurilik zarı içinde, omurilik içinde veya omurga kemiğinde oluşabilir. İyi huylu tümörler cerrahi tedaviye çok iyi yanıt verirler ve hastalar ömür boyu sağlıklı yaşamlarına devam edebilir. Gelişmiş teknoloji ile birlikte cerrahi yöntemler haricinde de günümüzde başarı sağlanmaktadır. Uygun hastalarda ve uygun olgularda iyi huylu tümörlerde cerrahi müdahale haricinde bir seçenek olabilir. Bazı tümörler oldukça yavaş büyürler ve kişilere hayatı boyunca cerrahi müdahale gerekmeyebilir. Bir diğer seçenek ise omurga ve omurilik bölgesine stereotaktik radyocerrahi yöntemleri olmaktadır. Kötü huylu tümörlerde ise omurganın kendi dokularından kaynaklanan tek başına bir tümör olduğunda cerrahi müdahale haricindeki yöntemler uygun hastalarda uygulanabilir. Burada kemoterapi, stereotaktik radyocerrahi ve radyoterapi uygulanabilir.

Eğer büyüyen bir tümöre bağlı fonksiyon kaybı riski ile karşılaşıldı ise, cerrahi risk önemli düzeyde azalır. Bu tümörlerin cerrahi tedavisi birçok sağlık kuruluşunda eskiye göre daha güvenli ve yüksek hassasiyetle yapılmaktadır. Günümüzde yapılan ameliyatlar sırasında nöromonitörizasyon denilen yöntemler geliştirilmiştir. Bu yöntemler sayesinde ameliyat esnasında cerrah; omurilik fonksiyonları ve sinir fonksiyonları hakkında bilgi sahibi olmaktadır. Bu ise hasta güvenliğini önemli ölçüde artırmaktadır.

Omurga tümörlerinde kapalı ameliyatlar

Hastalığın yayıldığı alana göre gereken açılış değişebilmektedir. Ancak bazı durumlarda mikro cerrahi yöntemlerle kapalı ameliyat yapılması mümkündür. Hiç kesik olmadan perkütan tümör ablasyonu gibi yöntemler de kullanılabilir. Perkütan ameliyatının yapılabilmesi için omurilik basısının bulunmaması ve tümörün kemik bölgesi içerisinde sınırlı kalması gereklidir. Ayrıca tümör adedinin de sınırlı olması gerekmektedir.

Omurga tümörlerinde erken teşhis önemlidir

Omurga tümörleri ne kadar uzun süre vücutta bulunursa ve ne kadar hızlı gelişti ise iyileşme süreci de o kadar sıkıntılı olmaktadır. Erken teşhis edilerek tedavi edilmiş omurga tümörlerinde geri dönüş daha başarılı ve kolaydır. Çok daha ağır omurilik hasarına sebep olmuş tümörler ise tamamen ortadan kaldırılırsa bile çoğunlukla sebep olduğu hasarlar geri döndürülememektedir. Bu sebeple erken teşhis ve tedavi çok önemli olmaktadır.

Related Articles

Leave A Comment?