D vitamini nedir? D vitamini eksikliğinde ne olur?

D vitamini eksikliği kendini nasıl belli eder

düzeltmek için neler yapılmalıdır

D vitamininin ana kaynağı güneştir.
D vitamininin ana kaynağı güneştir.

D vitamininin esas kaynağı güneştir ve direkt UVB ışınlarından vücuda geçtiği için ‘günışığı vitamini’ olarak da bilinir. D vitamininin iskelet yapısını oluşturan kemikler ve kasların gelişmesi başta olmak üzere vücudun bağışıklık sistemi üzerinde önemli etkisi vardır.

D vitamininin kemikler üzerindeki bu büyük gelişim desteği, fosfor ve kalsiyumun vücutta dengelenmesini sağlayan Parathormon salgısını düzenleyerek bağırsaklardaki emilimini hızlandırması, taşıması ve kemiklerde depolamasıyla oluşur. UVB güneş ışınları cilt yağ dokusu tarafından emilerek vücuda sokulur ve D vitamini üretir. Besinlerden alımı ise önce provitamin D şeklindedir, güneş ışınlarına maruz kaldığında esas aktif vitamine dönüşür. Bu vitamin bağırsaklarda bulunan epitel hücrelerde, kalsiyumu bağlayan ve tutan proteinlerin üretimini artırır. Dişler de bu emilim sonrasında kemiklerde depolanan kalsiyum sayesinde güçlenir ve sertleşir. Kemik erimesinin sebebi olan paratiroid hormonunun salgılanmasını önleyen yine D vitaminidir.

dvitamini_01

Bu vitamin ayrıca kalp ritminde düzenleme yapması (bu etkisiyle hipertansiyona karşı koruma oluşturur), kanın normal düzeyde pıhtılaşması ve tiroid fonksiyonlarındaki dengelenmesi açısından hayati bir önem taşımaktadır.  Yetersizliği vücudun bağışıklık sistemini zayıf bırakmakta, başta kanser olmak üzere birçok hastalığa vücudun kapılarını açmaktadır. Saçlarda görülen cansızlık ve geç uzama sorunları D vitamini eksikliğini düşündüren belirtilerden biridir.

D vitamini yağda çözülen bir vitamindir. Karaciğerde depolanır ve vücudun insülin direncini de düzenler. Fazla alınması toksit etkisi yapabilir. Aşırı vitamin alımları kalp krizi ve böbrek taşları oluşumuna yol açmaktadır.

Özellikle gebeler ve emziren kadınlar için düzenli  alımı oldukça önemlidir.

D vitamini eksikliği gebelik esnasında preeklamsi (gebelik zehirlenmesi), gebelik şekeri riskini artırırken, kemiklerde zayıflama da meydana getirir ki, bu bazen çok küçük bir darbede veya küçük bir burkulmada çatlama ve kırılma yaratacak düzeydedir. Bunun sebebi gebelik ve emzirme döneminde D vitamini emiliminin azalmasıdır. Gebelik döneminde bebek tüm kalsiyum ihtiyacını anne vücudundan emer ve bu da annenin D vitamini değerlerini düşürebilir. Eğer annenin değerlerindeki düşüşe müdahale edilmezse bebek açısından zararlı sonuçlar doğuracak düşük doğum ağırlığı ve kemiklerde şekil bozuklukları görülebilir. Yeni doğan açısından kalıcı hasarlar oluşturan D vitamini eksikliği bebeğin bıngıldağında sorunlara ve diş çıkarma sürecinde gecikmeye de neden olabilir. Anne adaylarında D vitamini eksikliğinin risk yarattığı durumlarda doktorlar sezaryan doğumu tercih etmektedir. Gebeliğin 3. Ayından itibaren doktor kontrolünde alınacak D vitamini takviyesinin doğum sonrası 6. Aya kadar sürdürülmesi ile anne adaylarında kemik erimesinin önüne geçmek mümkün olacaktır.

D vitamini eksikliğinin belirtileri nelerdir?

D vitamini

D vitamini vücudun her organı için yarar sağlarken en çok kemik ve kas yapısının güçlenmesiyle ilgilenen önemli bir vitamindir. Eksikliği durumunda görülen belirtilerden en hafif olanları günlük hayatı çok önemli düzeyde etkilemese de kişiye kendini mutsuz hissettiren depresyondur. Beynin ürettiği serotoninin D vitaminine bağlı düşüşü bu etkiyi yaratır. İlerleyen ve takviye edilmeyen D vitamini eksikliğinde bu durumum şizofreni gibi ağır hastalıklara yol açtığı, kişilik bozukluğu yarattığı kanıtlanmıştır.

Anne sütünün önemi bebeklerde görülen D vitamini dengesinde de ortaya çıkar. İlk bir yıl emzirilmeyen ve yeterince güneşe çıkarılmayan bebeklerde D vitamini eksikliği görülmektedir. Bebekler ve çocuklarda daha fazla olmak üzere yetişkinlerde de görülen, D vitamini eksikliğini düşündüren ve sık rastlanan bulgulardan biri baş terlemeleridir. Ayrıca sık sık üst solunum yollarında gelişen enfeksiyonlar ve soğuk algınlıkları da D vitamini eksikliğinden kaynaklanabilir.

Bu belirtilere çoğu zaman kemiklerde görülen ağrılarda eklenir. Vücudun her bölgesine yayılan bu ağrıların sürmesi ve sürekli ağrı kesiciyle durdurulması halinde; yetişkinlerde kemik yumuşaması denilen osteomalazi hastalığı, çocuklarda ise raşitizm (süt çocuklarında rastlanan kemik şekil bozukluğu) görülebilir.

D vitamini eksikliğinin vücut için alarma geçtiği ileri safhalarda ise pankreas, meme ve kolon başta olmak üzere kanser hastalıkları, diyabet ve kalp damar rahatsızlıkları yaşanabilir. Yapılan araştırmalar D vitamini ve kanser ilişkisinde kontrolsüz üreyen hücrelerin önlenmesinde ve yok edilmesinde etkin bir rolü olduğunu kanıtlamıştır. Kadınlar ileri yaşlarında genellikle osteoporozdan korkarken, erkekler için tehlikeli olan prostat kanseri de D vitamini eksikliğiyle ilişkilendirilmiştir. Yaşlılıkta (özellikle 70 yaşından sonra ) emilimin azalmasıyla D vitamini alımı durma aşamasına gelir.

D vitamini eksikliğinin teşhisi nasıldır?

D vitamini eksikliğinden şüpheleniyor ve belirtisi olabilecek semptomları yaşıyorsanız bir uzman doktora göründüğünüzde sizden 25 Hidroksi Vitamin D kan testi isteyecektir.

Vücudun normal D vitamini seviyesi 50-70 ng/ml parametre aralığıdır. Bu miktarın altında kalırsa D vitamini eksikliğinden söz edilir.

D vitamini nasıl alınır?

Dünya çapında yapılan bir araştırma sonucuna göre yetişkin nüfusun beşte birinde, 50 yaş üzerindeki kadın nüfusunun ise neredeyse yarısında D vitamini eksikliği vardır. Bu durum yaşanılan coğrafya ve iklimle de ilgilidir. Güneşin cömert davrandığı bölgelerde D vitamini eksikliği az görülmektedir.

Vücudun D vitamini ihtiyacının büyük bölümü UVB güneş ışınlarıyla karşılanırken, düzenli beslenme D vitamini ihtiyacının en fazla yüzde yirmisini karşılar. Bu yüzden açık alanlarda, aydınlık havada yapılan yarım saatlik yürüyüşler vücut için oldukça yararlıdır. Güneş ışınlarının yarar sağlaması için direkt ten teması gereklidir. Evin penceresinden yansıyan ışık, kalın giysilerle yapılan yürüyüş D vitamini ihtiyacını karşılamaz. Güneşten korunmak için sürülen yüksek faktörlü kremler de D vitamini alımına engel olmaktadır. Koyu tenli insanların cilde rengini veren melanin pigmenti D vitamini emilimini yavaşlatır. Hava kirliliği ise ışınları kestiğinden yine bu önemli vitaminin alımına engeldir.

D vitamini her ne kadar vücut içinde üretilen ve eksikliğini bulunduğu gıdalardan takviye etmesi zor bir vitamin olsa da; vücut bağışıklığını sağlamak için düzenli beslenmek gerekir. D vitamininin en fazla bulunduğu gıdalardan bazıları ise aşağıdaki gibidir;

Balık Yağı : Eczanelerde satılan ve morina balığı ciğerinin yağından üretilenlerin meyve aromalarıyla tatlandırılmış olanları vardır. D vitamini yanında A vitamini eksikliğini de giderirler. 1 yemek kaşığı balık yağı günlük D vitamini ihtiyacının 3 katını içerir.

Deniz Ürünleri : Derin deniz balıkları, özellikle somon, ton, sardalya, pisi, ringa balıkları yağlı balıklardır. Ayrıca istiridye gibi ülkemizde tüketilmeyen besinlerde de bol miktarda D vitamini bulunur.

Et ve süt ürünleri: Kalsiyum açısından zengin bir besin grubudur ve bazı peynir türlerine D vitamini katkı olarak eklenmektedir.

D vitaminini et ve süt ürünlerinden az miktarda da olsa alabilirsiniz.
D vitaminini et ve süt ürünlerinden az miktarda da olsa alabilirsiniz.

Yumurta : 1 Adet yumurta günlük D vitamini ihtiyacının yüzde dördünü karşılamaktadır.

Mantar: 100 gr haşlanmış mantar günlük D vitamini ihtiyacının yüzde yedisini karşılamaktadır.

Ayrıca ısırgan otu ve maydanozda da D vitamini bulunmaktadır.

Tüm vitaminler vücut emiliminin sağlıklı işlemesiyle yarar sağladığı gibi, D vitaminiyle direkt ilişkide olan karaciğer ve sindirim sisteminde herhangi bir hastalık durumunda emilim olmayacağından D vitamini eksikliğiyle karşılaşılır. Aşırı kilolu olanlar ve emilimi önleyen hastalıklardan olan çölyak ve chron hastaları da D vitamini eksikliği çekerler. Ayrıca kortizon ve sara ilaçları kullananlar, çok yaşlılar da D vitaminini emilimle doğal yollardan alamazlar. Bu durumda doktorların önereceği takviyeler gerekir.

Kaynak