Altını ıslatma Enürezis nokturna

Altını Islatma (Enuresis)

Tuvalet konusunda bahsettiğimiz gibi, çocuklar 2 yaş dolay­larında idrarlarını tutmaya başlarlar. Bu alışkanlığı yeni kaza­nan çocukların nadiren gündüzleri, ara sıra da geceleri altını ıslatmaları olağandır. Bu durum, yaşla beraber giderek azalır. Ancak, çocuk 4-5 yaşlarından sonra hâlâ altını ıslatmaya de­vam ediyorsa, o zaman altını ıslatma (Enuresis) sorunu var demektir. Okul çağı çocuklarının yaklaşık yüzde 10-15 kadarı geceleri altını ıslatırlar. Bu durum, kimi çocuklarda yaşla be­raber giderek azalır ya da kaybolurken kimi çocuklarda da ergenlik dönemine kadar devam eder. Ergenlik döneminde yüzde 2 dolaylarında bulunan altını ıslatma sorunu, yetişkin kişilerde de görülmektedir. Erkek çocuklarında altını ıslatma sorunu her yaşta kızlara göre 2 kat daha yüksektir.

Altını ıslatma sorunu, genellikle psikolojik bazı nedenlere dayanır. Ancak, çocuktaki bazı organik rahatsızlıklarda alt ıs­latmaya neden olabilmektedir. İncelendiğinde, bu çocukların yandan fazlasının uykusu derindir. Bu yapısal özelliğinden dolayı, derin uykuda bulunan çocuğun idrarı kontrol eden kasları gevşemektedir. Başka bir deyişle, içten gelen işeme uyarısı çocuğu uyandırmaya yetmemektedir. Böyle bir durum­da, bir de çocuğun psikolojik sorunlarının var olması, onun kolayca altını ıslatmasına neden olabilmektedir.

 

Daha önceden de belirttiğimiz gibi, çocuğa tuvalet eğitimi verilirken sert ve baskıcı bir yaklaşım uygulanması ya da vak­tinden önce eğitilmeye zorlanması çocukta bir takım duygusal bozukluklar meydana getirirken, enuretik olmasının da önemli bir nedenini teşkil etmektedir.

Genellikle, sosyo-ekonomik düzeyi düşük, aile içinde ye­terli duygusal etkileşime sahip olmayan nörotik ve uyumsuz çocuklarda altını ıslatmaya daha sık rastlanır. Araştırmalar, çocuğun duygusal dünyasıyla alt ıslatma arasında yakın bir ilişki olduğu yönündedir. Çocuğun duygusal dünyasını büyük ölçüde etkileyen ev ortamı, onun altını ıslatmasında önemli rol oynamaktadır. Aile içindeki huzursuzluk, anne baba arasındaki olumsuz ilişki, babanın sert tutumu ya da çocuğa yeterli zaman ayırmama, anneye bağımlılık, anneyle arasındaki bozuk ilişki gibi ev koşulları çocuğun enuretik olmasının nedenleri arasında sa­yılabilir. Ayrıca, aşırı koruyuculuk ya da aşırı hoşgörülü bir aile ortamında şımartılan bazı çocukların da altını ıslattıkları görülebilmektedir.

 

Yine, alt ıslatmanın bir başka nedeni de korkudur. Korkan çocuk ilk önce altını ıslatır. Dövülerek cezalandırılan çocuk­larda alt ıslatma oranı yüksektir.

Çocuklarda alt ıslatma, iki biçimde görülebilir. Bunlardan ilki, Birincil Alt Islatmadır. Birincil Alt Islatma, doğumdan sonra hiç kesilmeden süregelen alt ıslatmadır. Bu oran, alt ıslatan çocukların yaklaşık yüzde 80’ini oluşturur. Geriye ka­lan yaklaşık yüzde 20 kısım da İkincil Alt Islatma adını alır. Bu tür alt ıslatma olayında, tuvalet kontrolü oluştuktan sonra çocukta bir gerileme söz konusudur. Bu, daha çok yeni bir kardeş doğumu, yeni bir eve taşınma ya da korku gibi bazı ruhsal gerginlik durumlarında ortaya çıkar. Bu etkenler bir süre daha çocuğun tekrar olgunlaşmamış davranış biçimlerine dönmesine neden olur.

 

Altını ıslatma, çoğunlukla çocuk yatağa yattıktan sonra, ilk saatlerde görülür. Bu, daha çok çocuğun en derin uyku olan REM uykusunda bulunduğu andır. Alt ıslatma hem çocuk hem de anne için gerçekten zor bir durumdur. Her gece yatağını ıslatan çocukla anne arasındaki ilişkinin zamanla bazen bo­zulması, çocuğun çeşitli bazı uyumsuz davranışlarına da yol açabilmektedir. Çocuktaki bazı uyumsuzluklar ve sorunlar alt ıslatmaya neden olabildiği gibi, yine alt ıslatma da bazı uyumsuzlukların ve sorunların ortaya çıkmasına neden olabil­mektedir. Alt ıslatmanın dışında başka sorunları yoksa, çocu­ğun düzelmesi daha kolaylaşır. Ancak, alt ıslatmanın yanı sıra, çocukta diğer bazı sorunlar da görülüyorsa, o zaman tedavi daha uzun süreli olabilir. Enuretik çocukların anne babaları, çocuğun organik ya da duygusal sorunlarının olduğundan endişe duyduklarında gerekli önlemleri almalıdırlar. Bu amaç­la, sorunun önce organik kökenli olup olmadığı araştırılmalı, değilse psikolojik tedavi yoluna gidilmelidir. Psikolojik tedavi, genellikle doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki türlü uygula­nır. Doğrudan tedavi çocuğa, dolaylı tedavi de anne babaya yöneliktir. Bu uygulamalarla, duygusal çatışmaları ve dolayı­sıyla, enuresise yol açabilecek etkenler ortadan kaldırılarak ve gerekli önlemler alınarak çözüm yoluna gidilmelidir.

 

Was this article helpful?

Related Articles

Leave A Comment?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.